Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (tck 109)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu tck 109
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu tck 109
İçindekiler

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Nedir

Bir insanın en temel haklarından biri, istediği yere gidebilme ve istediği yerde kalabilme özgürlüğüdür. Bu özgürlüğün hukuka aykırı biçimde engellenmesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi yaptırımlarla karşılanan bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, günlük hayatta "adam kaçırma" veya "zorla alıkoyma" olarak da bilinen eylemlerden çok daha geniş bir yelpazeyi kapsayan, hürriyete karşı suçların belkemiğini oluşturan bir düzenlemedir. 2026 yılı itibarıyla hem ceza miktarlarında hem de infaz rejiminde önemli değişiklikler yaşanmış olup bu makalede TCK 109 maddesinin tüm fıkralarını, Yargıtay içtihatlarını ve güncel infaz koşullarını ayrıntılı biçimde ele alacağız. Hukuki süreçlerde hak kaybı yaşamamak adına profesyonel destek almak büyük önem taşımaktadır; bu nedenle konuyla ilgili detaylı bilgi almak için web sitemizin iletişim kısmından bize ulaşabilirsiniz.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Nedir

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109. maddesi kapsamında "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Suçun özü, bir kimsenin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırılması ya da kısıtlanmasıdır. Burada korunan hukuki yarar, bireyin dilediği yere gidebilme ve dilediği yerde kalabilme hakkıdır.

Suçun oluşması için mağdurun bir yere kapatılması şart değildir. Mağdurun belirli bir mekânda kalmasının engellenmesi, belirli bir alana hapsedilmesi ya da bir yerden ayrılmasının önüne geçilmesi de bu suçun kapsamına girer. Yargıtay kararlarına göre, özgürlük kısıtlamasının "makul süreyi aşan" bir zaman diliminde gerçekleşmesi aranmaktadır. Anlık ve geçici kısıtlamalar, olayın koşullarına göre farklı suç tiplerinde değerlendirilebilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK kapsamında bir tehlike suçu değil, neticeli bir suçtur. Mağdurun fiilen hareket özgürlüğünün engellenmiş olması gerekmekte, salt tehdit veya niyet aşamasında kalan eylemler bu suçu oluşturmamaktadır. 2026 yılı Yargıtay içtihatlarında bu ayrım özellikle vurgulanmakta ve "fiili engelleme" koşulu titizlikle aranmaktadır.

TCK 109/1 Maddesi ve Suçun Basit Hali

TCK 109/1 maddesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel halini düzenler. Bu fıkraya göre; bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Bu ceza aralığı, suçun herhangi bir nitelikli hal barındırmayan en sade biçimi için öngörülmüştür.

TCK 109/1 maddesi uygulamasında hâkimin takdir yetkisi oldukça geniştir. Cezanın alt ve üst sınırı arasındaki aralık, mağdurun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı süre, failin kastının yoğunluğu ve eylemin gerçekleştirilme biçimi gibi kriterlere göre belirlenir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, özgürlüğün kısıtlanma süresi arttıkça temel ceza alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmektedir.

Bu fıkra kapsamında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, fiilin "hukuka aykırılık" unsurudur. Örneğin yakalama emri bulunan bir kişinin kolluk kuvvetleri tarafından tutulması ya da velayet hakkına dayalı olarak çocuğun belirli bir yerde kalmasının sağlanması gibi durumlar, hukuka uygunluk nedenleri kapsamında suç oluşturmaz. Ancak bu sınırların aşılması halinde, kamu görevlileri de dahil olmak üzere herkes bu suçun faili olabilir.

TCK 109/2 Kapsamında Cebir, Tehdit veya Hile ile İşlenen Hal

Suçun cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenmesi halinde devreye giren TCK 109/2 fıkrası, ceza aralığını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu durumda faile 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilir. Kanun koyucu, mağdurun iradesinin doğrudan kırıldığı veya aldatma yoluyla sakatlandığı halleri daha ağır bir yaptırımla karşılamayı amaçlamıştır.

2026 yılı itibarıyla Yargıtay, "hile" kavramının kapsamını genişletmiştir. Mağdura gerçeğe aykırı bilgi verilerek belirli bir yere getirilmesi, sahte resmi evrak gösterilmesi veya mağdurun güveninin suistimal edilmesi gibi durumlar artık bu fıkra kapsamında değerlendirilmektedir. Bu gelişme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun uygulama alanını önemli ölçüde genişletmiştir.

Cebir unsuru bakımından ise fiziksel güç kullanımının mutlaka yaralama boyutuna ulaşması gerekmez. Mağdurun kolundan tutularak bir araca bindirilmesi, kapının kilitlenmesi gibi eylemler dahi cebir kapsamında değerlendirilebilmektedir. Tehdit unsurunun varlığı için ise mağdurun kendisi veya yakınları hakkında bir kötülük yapılacağının bildirilmesi yeterlidir.

TCK 109/3 Nitelikli Haller ve Ağırlaştırılmış Ceza

TCK 109/3 fıkrası, suçun belirli koşullar altında işlenmesi halinde cezanın bir kat artırılmasını öngörmektedir. Bu artırım, birinci veya ikinci fıkraya göre hükmedilen cezanın iki katına çıkarılması anlamına gelir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezası bu nitelikli hallerde son derece ağır boyutlara ulaşabilmektedir.

TCK 109/3 kapsamındaki nitelikli haller şunlardır:

Nitelikli Hallerde Ceza Hesaplama Örneği

Uygulamada TCK 109/3 fıkrasının nasıl işlediğini somutlaştırmak gerekirse: Failin, 109/2 kapsamında cebir kullanarak mağduru alıkoyduğu ve bu eylemi silahla gerçekleştirdiği bir senaryoda, mahkeme önce 109/2 uyarınca 2 ila 7 yıl arasında temel cezayı belirler. Ardından TCK 109/3 uyarınca bu ceza bir kat artırılır. Dolayısıyla temel ceza 3 yıl olarak takdir edilmişse, nitelikli hal artırımıyla birlikte ceza 6 yıla yükselir.

Bu hesaplama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezasının pratikte ne denli ağır olabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Birden fazla nitelikli halin bir arada bulunması durumunda ise her bir nitelikli hal için ayrı ayrı artırım yapılmaz; ancak hâkim temel cezayı üst sınıra yakın belirleyebilir. Yargıtay'ın 2025 tarihli kararlarında bu husus özellikle vurgulanmıştır.

TCK 109/5 Cinsel Amaçla İşlenen Hürriyetten Yoksun Kılma

TCK 109/5 fıkrası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun en ağır hallerinden birini düzenler. Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu düzenleme, özellikle cinsel saldırı veya cinsel istismar suçlarına zemin hazırlamak amacıyla gerçekleştirilen alıkoyma eylemlerini hedef almaktadır.

TCK 109/5 uygulamasında failin cinsel amacının gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Yargıtay, failin eyleminin cinsel arzu ve isteklerini tatmin etmeye yönelik olduğunun somut delillerle ortaya konulmasını yeterli görmektedir. Mağdurun beyanı, olay yerindeki deliller, failin geçmiş davranışları ve olayın gelişim süreci bu değerlendirmede dikkate alınan unsurlardandır.

Zorla alıkoyma cezası cinsel amaçla birleştiğinde ortaya çıkan tablo son derece ağırdır. Yukarıdaki örnek hesaplamayı devam ettirirsek: 109/3 uyarınca 6 yıl olarak belirlenen ceza, TCK 109/5 uygulamasıyla birlikte 9 yıla kadar yükselebilir. Eğer cinsel saldırı fiilen gerçekleşmişse, TCK 102 veya TCK 103 maddeleri kapsamında ayrıca cezalandırma yapılır; bu durumda TCK 109/6 gereği gerçek içtima kuralları uygulanarak cezalar toplanır.

Cinsel Amaçlı Alıkoymada Yargıtay Uygulaması

Yargıtay, TCK 109/5 kapsamında yapılan yargılamalarda failin cinsel amacını ortaya koyan delillerin titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. 2025 yılına ait bir kararda, mağdurun uzun süre kapalı bir mekânda tutulması ve failin cinsel içerikli mesajlarının bulunması, cinsel amacın varlığına yeterli delil olarak kabul edilmiştir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu TCK 109 kapsamında cinsel amaçla işlenen fiiller, infaz rejimi bakımından da farklılık gösterir. Bu suçların cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarla birlikte işlenmesi halinde, infaz oranı genel 1/2 yerine 2/3 veya mükerrirler için 3/4 seviyesine çıkabilmektedir. Bu durum, failin cezaevinde kalacağı süreyi doğrudan etkileyen kritik bir ayrımdır.

Adam Kaçırma Cezası Kaç Yıl

"Adam kaçırma cezası kaç yıl" sorusu, bu alanda en sık sorulan sorulardan biridir. Halk arasında kullanılan "adam kaçırma" tabiri, hukuki terminolojide kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun karşılığıdır. Verilecek ceza, suçun hangi fıkra kapsamında işlendiğine göre önemli farklılıklar gösterir.

Adam kaçırma cezası kaç yıl olacağını belirleyen faktörler şunlardır:

Somut bir senaryo üzerinden değerlendirelim: Ali isimli bir kişi, arkadaşı Mehmet ile birlikte silah tehdidiyle bir kişiyi arabasına bindirip 8 saat boyunca bir depoda alıkoymuş olsun. Bu durumda fail hakkında TCK 109/2 (tehdit ile), TCK 109/3-a (silahla) ve TCK 109/3-b (birden fazla kişiyle) fıkraları uygulanacaktır. Temel ceza 3 yıl olarak takdir edilse dahi, nitelikli hal artırımıyla birlikte ceza 6 yılın üzerinde bir cezayla karşı karşıya kalınması kaçınılmazdır.

Adam kaçırma cezası kaç yıl sorusunun cevabı, her somut olayın kendine özgü koşullarına göre değişmektedir. Bu nedenle hukuki süreçlerde doğru bir strateji belirlemek için uzman bir ceza avukatından destek almak büyük önem taşır. İletişim sayfamızdan bize ulaşarak hukuki danışmanlık alabilirsiniz.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma TCK Kapsamında Etkin Pişmanlık

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK düzenlemesinin önemli bir bileşeni de TCK 110. maddede yer alan etkin pişmanlık hükümleridir. Fail, mağdurun şahsına zarar vermeden ve kendi özgür iradesiyle mağduru güvenli bir şekilde serbest bırakırsa, cezasında üçte ikisine kadar indirim yapılabilir.

Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için belirli koşulların bir arada bulunması gerekir:

2026 yılı Yargıtay içtihatlarında, etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için serbest bırakmanın "samimi bir pişmanlık duygusundan kaynaklanması" şartı aranmaktadır. Failin yakalanacağını anlayarak mağduru bırakması veya mağdurun kendi çabasıyla kurtulması hallerinde bu indirim uygulanmamaktadır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK kapsamındaki bu indirim, ceza miktarını önemli ölçüde düşürebileceğinden savunma stratejisi açısından büyük önem taşır.

Zorla Alıkoyma Cezası ve Uygulamadaki Yansımaları

Zorla alıkoyma cezası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun halk arasındaki karşılığıdır. Özellikle aile içi şiddet vakalarında, boşanma süreçlerinde veya iş uyuşmazlıklarında karşımıza çıkan bu suç tipi, 2026 yılında da yargı gündeminin en yoğun maddelerinden biri olmaya devam etmektedir.

Zorla alıkoyma cezası belirlenirken hâkim, şu kriterleri göz önünde bulundurmaktadır:

Aile içi şiddet bağlamında eşin eve kilitlenmesi, çocuğun bir odaya hapsedilmesi gibi durumlar da zorla alıkoyma cezası kapsamında değerlendirilmektedir. Yargıtay, bu tür vakalarda TCK 109/3-d (eşe veya üstsoya karşı işleme) fıkrasının uygulanması gerektiğine istikrarlı biçimde hükmetmektedir. Böylece ceza bir kat artırılmakta ve fail ciddi bir yaptırımla karşı karşıya kalmaktadır.

Zorla alıkoyma cezası kapsamında bir diğer önemli husus, mağdurun fiziksel zarar görmesi halinde TCK 109/6 gereği gerçek içtima kuralının devreye girmesidir. Bu durumda fail hem hürriyetten yoksun kılma hem de kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu TCK 109 bu yönüyle, tek bir eylemden birden fazla cezanın çıkabileceği bir suç tipidir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Denetimli Serbestlik ve İnfaz Rejimi

2026 yılı itibarıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma denetimli serbestlik koşulları, önceki yıllara kıyasla önemli değişikliklere uğramıştır. 7518 sayılı Kanun ve sonrasında çıkarılan düzenlemeler, infaz sisteminde köklü reformlar getirmiştir.

Koşullu Salıverme Oranları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu TCK 109 kapsamında verilen cezalarda koşullu salıverme oranı genel olarak 1/2 şeklinde uygulanmaktadır. Ancak suçun cinsel amaçla işlenmesi ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarla birlikte değerlendirilmesi halinde bu oran 2/3 veya mükerrirler için 3/4 seviyesine yükselmektedir.

Denetimli Serbestlik Süresi ve 1/5 Kuralı

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma denetimli serbestlik uygulamasında, 01.01.2025 tarihinden sonra işlenen suçlar için "oranlı denetim" sistemi geçerlidir. Eski düzenlemedeki maktu 1 yıllık denetimli serbestlik süresi yerine, hükümlünün toplam cezasının 1/5'i oranında kapalı ceza infaz kurumunda kalması zorunluluğu getirilmiştir.

Örneğin 2 yıl hapis cezası alan bir hükümlü, denetimli serbestlikten yararlanabilmek için en az 4,8 ay kapalı cezaevinde kalmalıdır. Bu sürenin ardından kalan cezasını denetimli serbestlik tedbirleri kapsamında toplum içinde infaz edebilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma denetimli serbestlik uygulamasından yararlanabilmek için hükümlünün:

gerekmektedir. Bu koşulların değerlendirilmesi, her somut olay özelinde ceza infaz hâkimliği tarafından yapılmaktadır. İnfaz hesaplamalarınız ve denetimli serbestlik başvurunuz hakkında detaylı bilgi için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşmanızı tavsiye ederiz.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Zamanaşımı ve Soruşturma Süreci

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu için dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği fıkraya göre değişmektedir. TCK 109/2 ve üstü fıkralar kapsamında bu süre 15 yıl olarak belirlenmiştir. Basit hal için ise genel zamanaşımı kuralları çerçevesinde 8 yıllık süre geçerlidir.

Soruşturma süreci, suçun öğrenilmesiyle birlikte Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen başlatılır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu TCK 109 kapsamındaki suçlar şikâyete bağlı olmayıp kamu davası niteliğindedir. Bu nedenle mağdurun şikâyetçi olup olmaması, soruşturmanın başlatılması ve yürütülmesi bakımından belirleyici değildir.

Soruşturma aşamasında şüpheli hakkında adli kontrol veya tutuklama tedbirleri uygulanabilir. Özellikle nitelikli hallerin varlığında ve delil karartma tehlikesinin bulunması durumunda, mahkemeler tutuklama kararı verme eğilimindedir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezasının ağırlığı göz önüne alındığında, kaçma şüphesinin de yüksek olarak değerlendirildiği görülmektedir.

Suçun Diğer Suçlarla İlişkisi ve Gerçek İçtima

TCK 109/6 fıkrası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi sırasında mağdura karşı kasten yaralama veya işkence suçlarının da gerçekleştirilmesi halinde ayrıca cezalandırma yapılacağını düzenlemektedir. Bu durum hukuki terminolojide "gerçek içtima" olarak adlandırılır.

Pratikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu sıklıkla aşağıdaki suçlarla birlikte işlenmektedir:

Her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmesi ve bu cezaların toplanması, failin karşı karşıya kalacağı toplam ceza süresini dramatik biçimde artırmaktadır. Adam kaçırma cezası kaç yıl sorusuna verilecek cevap, bu nedenle yalnızca TCK 109 ile sınırlı kalmayıp, birlikte işlenen suçların tamamını kapsamalıdır.

Uygulamadan Somut Bir Örnek Olay

Olayın tarafları anonim tutulmak kaydıyla 2025 yılında sonuçlanan bir davayı ele alalım. Boşanma aşamasındaki eşler arasında yaşanan bir uyuşmazlıkta, erkek eş, kadın eşi ortak konutta dışarıdan kilitleyerek yaklaşık 14 saat boyunca evden çıkmasını engellemiştir. Mağdur kadın, komşuların yardımıyla kurtarılmıştır.

Mahkeme, sanık hakkında şu fıkraları uygulamıştır:

Sonuç olarak sanığa 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmiştir. Etkin pişmanlık hükümleri, sanığın mağduru kendi iradesiyle serbest bırakmamış olması nedeniyle uygulanmamıştır. Bu örnek, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezasının aile içi şiddet vakalarında ne denli caydırıcı olabileceğini göstermektedir.

Bu tür bir olayla karşılaşmanız halinde, ister mağdur ister sanık sıfatıyla olsun, hukuki haklarınızı korumak için bir an önce profesyonel destek almanız kritik önem taşır. Detaylı bilgi için web sitemizin iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

Hak Kaybına Uğramamak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu TCK 109, hem mağdur hem de sanık açısından son derece kritik hukuki sonuçlar doğuran bir suç tipidir. Mağdur açısından sürecin doğru yönetilmesi, delillerin zamanında toplanması ve koruma tedbirlerinin alınması hayati önem taşır. Sanık açısından ise etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilirliği, savunma stratejisinin doğru kurgulanması ve infaz sürecinin planlanması belirleyici faktörlerdir.

2026 yılı itibarıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin ceza miktarları, nitelikli haller ve infaz koşulları birlikte değerlendirildiğinde, bu suçun hafife alınmaması gerektiği açıkça görülmektedir. Adam kaçırma cezası kaç yıl sorusuna verilecek cevap, somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, nitelikli hallerde uzun süreli hapis cezalarıyla sonuçlanması kaçınılmazdır.

Gerek mağdur gerekse şüpheli veya sanık sıfatıyla bu suçla muhatap olan herkesin, vakit kaybetmeksizin hukuki destek alması en doğru adım olacaktır. Hukuki süreçlerinizde profesyonel rehberlik almak ve haklarınızı en iyi şekilde korumak için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Nedir

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, bir kimsenin bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün hukuka aykırı şekilde engellenmesidir. TCK 109. maddede düzenlenen bu suç, mağdurun fiziksel hareket serbestisinin ortadan kaldırılmasını ifade eder. Suçun oluşması için mağdurun bir mekâna kapatılması zorunlu olmayıp, belirli bir alandan ayrılmasının engellenmesi de yeterlidir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, günlük hayatta eve kilitleme, bir araçta zorla tutma, bir odaya hapsederek çıkışı engelleme gibi eylemlerle gerçekleşebilir. Bu suçun basit halinde 1 yıldan 5 yıla kadar, cebir veya tehdit kullanılması halinde ise 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Şikâyete Tabi Mi

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu şikâyete tabi değildir. Bu suç, re'sen soruşturulan ve kovuşturulan bir kamu davası niteliğindedir. Mağdurun şikâyetini geri çekmesi veya şikâyetçi olmaması, davanın düşmesine yol açmaz. Cumhuriyet Savcılığı, suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunması halinde resen soruşturma başlatır. Bu durum, özellikle aile içi şiddet vakalarında büyük önem taşır. Mağdurun baskı altında şikâyetinden vazgeçmesi halinde dahi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedeniyle yargılama devam eder.

Adam Kaçırma Cezası Kaç Yıl

Adam kaçırma cezası, suçun işleniş biçimine göre 1 yıldan başlayıp 15-20 yılı aşan sürelerle sonuçlanabilir. Basit halde 1-5 yıl, cebir ve tehdit ile işlenmesi halinde 2-7 yıl, nitelikli hallerde bu cezaların iki katı, cinsel amaçla işlenmesi halinde ise yarı oranında ek artırım söz konusudur. Birden fazla nitelikli halin bir arada bulunması ve gerçek içtima kurallarının uygulanması durumunda adam kaçırma cezası çok yüksek rakamlara ulaşabilmektedir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Uzlaşma Mümkün Mü

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlar arasında yer almamaktadır. TCK 109'da düzenlenen bu suç, kişi özgürlüğü ve güvenliğini koruyan bir düzenleme olup kamu düzenini doğrudan ilgilendirmektedir. Bu nedenle taraflar arasında uzlaşma sağlanması halinde dahi, dava süreci bundan etkilenmez.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Görevli Mahkeme Hangisidir

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu TCK 109 kapsamındaki davalar, Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülür. Ancak suçun nitelikli hallerinin uygulanması sonucu ceza üst sınırının 10 yılı aşması halinde görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olabilmektedir. Cinsel amaçla işlenen ve birden fazla nitelikli halin bir arada bulunduğu dosyalarda, görev uyuşmazlıkları yaşanabilmekte olup bu konuda Yargıtay'ın güncel içtihatları belirleyici olmaktadır.

Yazar: Av. Burhan Kaan Bay

Hukuki haklarınızı korumak için zaman kaybetmeden uzman bir görüş alın. Şişli Mecidiyeköy’ün merkezinde, Mecidiyeköy Metro ve Metrobüs duraklarına sadece 10 Dakikalık yürüme mesafesinde olan büromuzda, Ceza Hukuku alanında profesyonel danışmanlık sağlıyoruz. Şişli Mecidiyeköy Ceza Hukuku avukatı arayışınızda, Randevu ve detaylı bilgi için iletişim sayfamızı ziyaret edebilir veya hemen bizi arayabilirsiniz.

?>
0534 694 94 72 WhatsApp