Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Davası 2026

Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Davası 2026
Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Davası 2026
İçindekiler

Bir taşınmaz üzerinde yıllarca emek vererek inşa ettiğiniz ev, diktiğiniz ağaçlar veya meydana getirdiğiniz tesisler, tapu kaydında sizin adınıza görünmüyor olabilir. Özellikle miras yoluyla intikal eden arazilerde, aile içi paylaşım uyuşmazlıklarında veya kamulaştırma süreçlerinde bu durum ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılı itibarıyla hâlâ bu soruna çözüm üreten temel hukuki yollardan biri olmaya devam etmektedir. Peki bu dava tam olarak ne anlama geliyor, kimler açabilir ve hangi şartlarda kabul edilir?

Türk eşya hukuku sisteminde arazi üzerindeki yapılar ve dikili bitkiler, kural olarak arazi mülkiyetine tabi kabul edilir. Bu ilke Türk Medeni Kanunu Madde 684 ve Madde 718 hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Ancak gerçek hayatta bir kişinin başkasına ait arazi üzerinde bina yapması, ağaç dikmesi veya kalıcı tesis meydana getirmesi son derece yaygındır. İşte muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 güncel yargılama pratiğinde, bu fiili durumun hukuki açıdan kayıt altına alınması amacıyla başvurulan yoldur. Bu makalede konuyu tüm yönleriyle ele alacak, güncel Yargıtay kararları ışığında sürecin nasıl işlediğini açıklayacağız.

Hukuki süreçlerde hak kaybı yaşamamak adına profesyonel destek almak büyük önem taşımaktadır. Konuyla ilgili sorularınız için web sitemizin iletişim kısmından bize ulaşabilirsiniz.

Muhdesatın Aidiyeti Kavramı ve Hukuki Niteliği

Muhdesat kelimesi, Arapça kökenli olup "sonradan meydana getirilen şey" anlamına gelmektedir. Hukuk terminolojisinde ise bir arazi üzerine inşa edilen binalar, dikilen ağaçlar, yapılan duvarlar, havuzlar ve benzeri kalıcı tesislerin tamamını ifade eder. Muhdesatın aidiyeti, bu yapıların veya dikililerin fiilen kim tarafından meydana getirildiğinin ve ekonomik anlamda kime ait olduğunun belirlenmesidir.

Türk Medeni Kanunu'nun benimsediği bütünleyici parça (mütemmim cüz) ilkesi gereğince, arazi üzerindeki yapılar hukuken arazinin bir parçası sayılır. Başka bir deyişle, siz başkasının arsası üzerinde bir ev inşa etseniz bile tapu kaydında bu yapı arsa sahibinin mülkiyetinde görünür. Ancak muhdesatın aidiyeti meselesi burada devreye girer ve yapıyı fiilen meydana getiren kişinin ekonomik haklarını koruma altına almaya çalışır.

Muhdesat kapsamına giren unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

Buna karşılık muhdesat sayılmayan unsurlar da vardır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında kavak ve söğüt ağaçları, kesilip satılabilir ticari emtia niteliğinde değerlendirildiğinden taşınır mal hükmünde kabul edilmekte ve muhdesat kapsamı dışında tutulmaktadır. Aynı şekilde sökülüp götürülebilen prefabrik yapılar, çadırlar ve geçici barakalar da muhdesat olarak nitelendirilmez.

Muhdesat Aidiyetinin Tespiti Davasının Hukuki Temeli

Muhdesat aidiyetinin tespiti, doğrudan bir mülkiyet iddiası değil, tespit niteliğinde bir davadır. Bu davanın hukuki temeli, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 106 kapsamındaki tespit davaları hükümlerine dayanmaktadır. Davacı bu dava ile muhdesatın mülkiyetinin kendisine devrini değil, yalnızca söz konusu yapının veya ağaçların kendisi tarafından meydana getirildiğinin tespitini talep eder.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.12.1995 tarihli ve 1995/1 E., 1995/3 K. sayılı kararı, muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılında da hâlâ temel referans kaynağı olmaya devam etmektedir. Bu karara göre paydaşlar arasında muhdesatın kime ait olduğu hususunda uyuşmazlık bulunması halinde tespit davası açılabilir. Ancak bu davanın dinlenebilmesi için mutlaka hukuki yararın bulunması gerekmektedir.

Muhdesat aidiyetinin tespiti davasında mahkeme, yapıların kim tarafından hangi tarihte ve ne şekilde meydana getirildiğini araştırır. Tanık beyanları, bilirkişi incelemeleri, fotoğraflar, yapı ruhsatları, malzeme faturaları ve benzeri deliller bu araştırmada dikkate alınır. Mahkeme kararı kesinleştiğinde, tapu kütüğünün beyanlar hanesine muhdesatın aidiyetine ilişkin şerh düşülür.

Muhdesat aidiyetinin tespiti yalnızca taşınmaz üzerindeki yapılar için değil, dikili bitkiler için de istenebilir. Özellikle kırsal bölgelerde tarım arazileri üzerinde yıllardır bakımı yapılan meyve bahçeleri ve zeytinlikler açısından bu dava büyük pratik önem taşımaktadır.

Muhdesatın Aidiyeti Davası Şartları

Muhdesatın aidiyeti davası şartları, 2026 yılı Yargıtay uygulamaları çerçevesinde oldukça net biçimde belirlenmiştir. Bu şartlar sağlanmadan açılan davalar, usulden reddedilmektedir. Konuyu maddeler halinde ele almak yararlı olacaktır.

Hukuki Yarar Şartı

Muhdesatın aidiyeti davası şartları arasında en kritik olanı hukuki yarar koşuludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 114/1-h uyarınca hukuki yarar, dava şartı olarak kabul edilmektedir. Yargıtay, soyut bir tespit talebiyle bu davanın açılamayacağını pek çok kararında vurgulamıştır.

Hukuki yararın varlığı için aşağıdaki durumlardan en az birinin mevcut olması zorunludur:

Bu iki durumdan hiçbiri mevcut değilse, muhdesatın aidiyeti davası şartları gerçekleşmemiş sayılır ve dava reddedilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları bu yöndedir.

Taraf Teşkili Şartı

Muhdesatın aidiyeti davası şartları kapsamında taraf teşkili de büyük önem taşır. Davacı, muhdesatın kendisine ait olduğunu iddia eden kişidir. Davalı tarafta ise taşınmazdaki tüm paydaşların yer alması zorunludur. Bu zorunluluk, mecburi dava arkadaşlığı kuralından kaynaklanmaktadır.

Paydaşlardan birinin dahi davaya dahil edilmemesi halinde mahkeme, eksikliğin giderilmesi için süre verir. Bu süre içinde taraf teşkili sağlanamazsa dava usulden reddedilir. Eğer paydaşlardan biri vefat etmişse, onun mirasçılarının da davaya dahil edilmesi gerekmektedir.

Muhdesatın Varlığı ve Kalıcılığı Şartı

Muhdesatın aidiyeti davası şartlarından bir diğeri, iddia konusu yapı veya dikililerin dava tarihinde fiilen mevcut olmasıdır. Yıkılmış, kaldırılmış veya doğal yollarla yok olmuş muhdesatlar için bu dava açılamaz. Ayrıca muhdesatın kalıcı nitelikte olması, yani taşınmazın bütünleyici parçası haline gelmiş bulunması gerekmektedir.

Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Bu dava, taşınmazın aynına ilişkin bir uyuşmazlık içerdiğinden HMK Madde 2 gereğince asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girmektedir.

Yetkili mahkeme ise HMK Madde 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu yetki kuralı kesin yetki niteliğindedir, yani tarafların anlaşmasıyla dahi değiştirilemez. Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılı uygulamasında bu hususta herhangi bir değişiklik söz konusu olmamıştır.

Birden fazla taşınmazda bulunan muhdesatlar için dava açılacaksa ve bu taşınmazlar farklı yargı çevrelerinde ise, her taşınmaz için ayrı dava açılması veya taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılarak diğer taşınmazlar yönünden bağlantı nedeniyle birleştirme talep edilmesi düşünülebilir. Ancak uygulamada en sağlıklı yol, her taşınmaz için kendi yargı çevresindeki mahkemede ayrı dava açmaktır.

Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Davasında Yargılama Süreci

Dava Açılması ve Dilekçe Aşaması

Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılında yazılı yargılama usulüne tabi olarak görülmektedir. Dava dilekçesinde muhdesatın niteliği, ne zaman ve kim tarafından meydana getirildiği, hukuki yararın kaynağı ve deliller açıkça belirtilmelidir. Dilekçeye tapu kaydı, varsa yapı ruhsatı, fotoğraflar ve tanık listesi eklenmelidir.

Bekletici Mesele Uygulaması

Ortaklığın giderilmesi davasına bakan Sulh Hukuk Mahkemesi, muhdesat iddiası gündeme geldiğinde ve diğer paydaşlar bu iddiaya itiraz ettiğinde, iddia sahibine muhdesatın aidiyeti tespiti davası açması için 2 haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde dava açılırsa, ortaklığın giderilmesi davası bekletici mesele yapılarak muhdesatın aidiyeti tespiti davasının sonuçlanması beklenir.

Bu mekanizma, muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 uygulamasında en sık karşılaşılan senaryodur. Verilen kesin süre içinde dava açılmazsa, muhdesat iddiası dikkate alınmadan ortaklığın giderilmesi davasına devam edilir ve bu durum telafisi güç hak kayıplarına neden olabilir.

Delillerin Toplanması ve Bilirkişi İncelemesi

Mahkeme, tarafların sunduğu delilleri topladıktan sonra taşınmaz üzerinde keşif yapılmasına karar verir. Keşif sırasında bilirkişi heyeti muhdesatın niteliğini, yaşını, değerini ve kim tarafından meydana getirildiğine dair teknik tespitlerini yapar. Bilirkişi heyetinde genellikle bir inşaat mühendisi veya mimar ile bir ziraat mühendisi yer alır.

Tanık beyanları da bu davalarda büyük önem taşır. Muhdesatı kimin yaptırdığına ilişkin komşuların, muhtarın ve diğer kişilerin ifadeleri değerlendirilir. Ayrıca elektrik, su ve doğalgaz abonelik kayıtları, inşaat malzemesi faturaları ve banka kayıtları gibi belgeler de delil olarak kullanılabilir.

Muhdesatın aidiyeti konusunda herhangi bir hukuki süreçle karşı karşıya iseniz, detaylı bilgi almak için web sitemizin iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Davasında Harçlar ve Mali Yükümlülükler

Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılında nispi harca tabidir. Dava değeri, taşınmazın toplam değeri üzerinden değil, yalnızca tespiti talep edilen muhdesatın güncel piyasa değeri üzerinden hesaplanır. Bu ayrım önemlidir çünkü harcın doğru hesaplanmaması usuli sorunlara yol açabilir.

2026 yılı harç hesaplaması şu şekilde yapılır:

Vekalet ücreti konusunda ise davanın kabulü halinde tespit edilen muhdesat değeri üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre nispi vekalet ücretine hükmedilir. Ancak Yargıtay uygulamasında, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve muhdesat iddiasını kabul eden paydaşlar aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemektedir.

Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Kararının İnfazı ve Tapu Kaydına Etkisi

Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılında verilen kararlar, taşınmazın aynına ilişkin tespit niteliğinde olduğundan kesinleşmeden icraya konulamaz. Kararın kesinleşmesi için istinaf ve temyiz süreçlerinin tamamlanması veya bu yollara başvurulmadan sürelerin geçmesi gerekmektedir.

Karar kesinleştikten sonra tapu müdürlüğüne başvurularak tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh düşülmesi talep edilir. Bu şerh genellikle şu şekilde ifade edilir: "İşbu taşınmaz üzerindeki yapı/ağaçlar [davacı adı] tarafından meydana getirilmiştir."

Beyanlar hanesine işlenen bu şerhin pratik sonuçları son derece önemlidir:

Bu mekanizma, muhdesatın aidiyeti konusunda hak sahibi olan kişilerin ekonomik çıkarlarını güvence altına alan en etkili yoldur.

Örnek Olay Üzerinden Muhdesatın Aidiyeti İncelemesi

Konuyu somutlaştırmak adına anonim bir örnek olay üzerinden gidelim. Ayşe Hanım, babasından miras kalan tarla üzerine 2005 yılında kendi birikimleriyle iki katlı bir ev yaptırmıştır. Tarla tapuda Ayşe Hanım ile üç kardeşinin adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlıdır. Yıllar sonra kardeşlerden biri ortaklığın giderilmesi davası açar ve taşınmazın satış yoluyla paylaşılmasını talep eder.

Ayşe Hanım, satış halinde ev bedelinin de arsa bedeline dahil edilerek dörde bölünmesinden endişe duymaktadır. Çünkü evi kendi parasıyla yaptırmış olmasına rağmen tapuda herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Bu noktada Ayşe Hanım'ın yapması gereken, sulh hukuk mahkemesinde muhdesat iddiasını ileri sürmek ve itiraz üzerine verilen süre içinde asliye hukuk mahkemesinde muhdesatın aidiyeti tespiti davası açmaktır.

Bu davada Ayşe Hanım, evin kendisi tarafından yaptırıldığını inşaat faturaları, tanık beyanları ve yapı ruhsatı ile ispatlayabilirse, mahkeme muhdesatın Ayşe Hanım'a ait olduğuna karar verir. Ortaklığın giderilmesi davasında ise arsa bedeli ve ev bedeli ayrı ayrı hesaplanır, ev bedeli yalnızca Ayşe Hanım'a ödenir.

Bu örnek, muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılı pratiğinde ne kadar hayati bir işlev gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Muhdesatın Aidiyeti Davasında Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada muhdesatın aidiyeti konusunda tarafların sıkça düştüğü hatalar bulunmaktadır. Bu hataların farkında olmak, sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından büyük önem taşır.

Bu hatalardan kaçınmak için sürecin başından itibaren hukuki danışmanlık almak son derece önemlidir.

Muhdesatın Aidiyeti ve Kamulaştırma Sürecindeki Önemi

Muhdesatın aidiyeti, kamulaştırma süreçlerinde ayrı bir önem kazanmaktadır. Kamulaştırma Kanunu Madde 19 uyarınca, taşınmaz üzerindeki muhdesatın sahibi ile arsa sahibi farklı kişiler ise, kamulaştırma bedeli bu kişiler arasında paylaştırılır. Muhdesat bedeli muhdesat sahibine, arsa bedeli arsa sahibine ödenir.

Ancak bu paylaşımın yapılabilmesi için muhdesatın aidiyetinin belirlenmiş olması gerekir. Kamulaştırmayı yapan idare, taraflar arasında uyuşmazlık varsa bedeli ödeyemez ve tarafları dava açmaya yönlendirir. İşte bu noktada muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 uygulamasında kamulaştırma kaynaklı hukuki yarar devreye girmektedir.

Kamulaştırma sürecinde muhdesat iddiası olan kişilerin derhal harekete geçmesi gerekmektedir. Zira kamulaştırma bedelleri belirli sürelerde dağıtılmakta ve gecikme halinde hak kaybı yaşanabilmektedir. Böyle bir durumda iletişim sayfamızdan bize ulaşarak süreç hakkında bilgi alabilirsiniz.

Muhdesatın Aidiyeti Davasında Yargıtay İçtihatları

Muhdesat aidiyetinin tespiti konusunda Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş pek çok kararı bulunmaktadır. Bu kararlar, 2026 yılı uygulamasında da yol gösterici niteliktedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin çeşitli kararlarında şu ilkeler benimsenmiştir:

Bu ilkeler, muhdesatın aidiyeti davası şartları konusunda uygulamada birlik sağlanmasına katkıda bulunmaktadır.

Muhdesatın Aidiyeti Tespitinde İspat Yükü ve Deliller

Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 uygulamasında ispat yükü, muhdesatı kendisinin meydana getirdiğini iddia eden davacıya aittir. Davacı, iddiasını her türlü delille ispat edebilir. Bu davada tanık delili serbestçe kabul edilmektedir.

İspat bakımından kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

Muhdesat aidiyetinin tespiti konusunda güçlü bir delil dosyası oluşturmak, davanın başarıyla sonuçlanması için hayati önem taşımaktadır. Özellikle tanıkların seçimi ve belgelerinin düzenlenmesi konusunda dava öncesi hazırlık aşamasına gereken önem verilmelidir.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre

Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılı da dahil olmak üzere herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Çünkü bu dava bir tespit davası niteliğindedir ve ayni hakka ilişkin talepler zamanaşımına uğramaz. Muhdesat fiilen mevcut olduğu sürece her zaman bu dava açılabilir.

Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır. Ortaklığın giderilmesi davası sırasında sulh hukuk mahkemesinin verdiği 2 haftalık kesin süre hak düşürücü niteliktedir. Bu süre içinde dava açılmazsa, o ortaklığın giderilmesi davası bağlamında muhdesat iddiası ileri sürülemez. Dolayısıyla zamanında hareket etmek büyük önem taşır.

Muhdesatın Aidiyetinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Muhdesatın aidiyeti konusu, hem hukuki hem de ekonomik açıdan ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle sürecin her aşamasında dikkatli hareket etmek gerekmektedir. Özellikle aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Muhdesat aidiyetinin tespiti, tapu devri anlamına gelmemektedir. Tespit kararı yalnızca beyanlar hanesine şerh olarak işlenir ve ilerideki paylaşım veya kamulaştırma süreçlerinde dikkate alınır. Bu nedenle muhdesatın aidiyeti tespiti kararının alınmasının ardından da hakların korunması için dikkatli olunması gerekmektedir.

Ayrıca muhdesatın aidiyeti davası şartları değerlendirilirken, davanın zamanlaması da kritik önem taşır. Ortaklığın giderilmesi davası sırasında verilen kesin sürenin kaçırılması telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davasının açıldığını öğrenen muhdesat sahibinin derhal hukuki danışmanlık alması tavsiye edilir.

Muhdesatın aidiyeti tespiti davası 2026 yılında da Türk yargı sisteminin önemli tespit davaları arasında yerini korumaktadır. Yapılar ve dikili bitkiler üzerindeki hakların korunması, mülkiyet hakkının en temel güvencelerinden biri olan tapu sicilinin doğru ve eksiksiz tutulmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Bu konuda yaşadığınız hukuki sorunlar için profesyonel destek almak, haklarınızın korunması açısından büyük fark yaratabilir. Web sitemizin iletişim sayfasından bize ulaşarak güncel hukuki süreciniz hakkında bilgi alabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Muhdesatın Aidiyeti Davası Şartları Nelerdir

Muhdesatın aidiyeti davası şartları 2026 yılı Yargıtay uygulaması çerçevesinde üç temel unsurdan oluşmaktadır. Birincisi, davacının güncel ve korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmasıdır. Bu hukuki yarar, derdest bir ortaklığın giderilmesi davası veya kamulaştırma işleminin varlığı ile sağlanır. İkincisi, mecburi dava arkadaşlığı gereği taşınmazdaki tüm paydaşların veya mirasçılarının davaya dahil edilmesi zorunluluğudur. Üçüncüsü ise muhdesatın dava tarihi itibarıyla fiilen mevcut ve kalıcı nitelikte olmasıdır. Muhdesatın aidiyeti davası şartları sağlanmadan açılan davalar usulden reddedilmektedir.

Muhdesatın Aidiyeti Tespiti Davası Ne Kadar Sürer

Muhdesatın aidiyeti tespiti davaları, delillerin toplanması, keşif yapılması ve bilirkişi raporu alınması süreçleri nedeniyle ortalama 6 ay ile 18 ay arasında sonuçlanmaktadır. Tanık sayısının fazlalığı, taraf teşkilindeki eksiklikler ve bilirkişi raporuna itirazlar süreyi uzatabilir. Ayrıca istinaf ve temyiz aşamaları da eklendiğinde kesinleşme süresi daha uzun olabilmektedir.

Muhdesatın Aidiyeti Davası Kim Tarafından Açılır

Muhdesatın aidiyeti davası, taşınmaz üzerindeki yapıyı veya ağaçları kendisinin meydana getirdiğini iddia eden kişi tarafından açılır. Davacının taşınmazda paydaş olması şart değildir. Paydaş olmayan bir kişi de muhdesatın aidiyetinin tespitini isteyebilir. Davalı tarafta ise taşınmazın tüm paydaşları veya paydaşın vefatı halinde mirasçıları yer almalıdır.

Muhdesatın Aidiyeti Kararı Mülkiyet Hakkı Doğurur Mu

Hayır, muhdesatın aidiyeti kararı mülkiyet hakkı doğurmaz. Bu karar yalnızca tespit niteliğindedir ve muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğini belirler. Muhdesatın aidiyeti tespiti sonucunda tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh düşülür ancak yapı üzerinde bağımsız bir mülkiyet hakkı tesis edilmez. Kararın asıl etkisi, ortaklığın giderilmesi davasında veya kamulaştırmada bedel hesaplaması sırasında ortaya çıkar.

Ortaklığın Giderilmesi Davası Olmadan Muhdesat Davası Açılabilir Mi

Kural olarak, ortaklığın giderilmesi davası veya kamulaştırma süreci bulunmadan muhdesatın aidiyeti tespiti davası açılamaz. Yargıtay, bu davada hukuki yararı dar yorumlamakta ve somut bir uyuşmazlık bağlamı aramaktadır. Ancak istisnai durumlarda, örneğin taşınmazın yakın gelecekte kamulaştırılacağına dair kesinleşmiş idari kararlar varsa, hukuki yararın varlığı tartışılabilir. Yine de genel kural, derdest bir dava veya işlem olmadan bu davanın açılamayacağı yönündedir.

Yazar: Av. Burhan Kaan Bay

Hukuki haklarınızı korumak için zaman kaybetmeden uzman bir görüş alın. Şişli Mecidiyeköy’ün merkezinde, Mecidiyeköy Metro ve Metrobüs duraklarına sadece 10 Dakikalık yürüme mesafesinde olan büromuzda, Gayrimenkul Hukuku alanında profesyonel danışmanlık sağlıyoruz. Şişli Mecidiyeköy Gayrimenkul Hukuku avukatı arayışınızda, Randevu ve detaylı bilgi için iletişim sayfamızı ziyaret edebilir veya hemen bizi arayabilirsiniz.

?>
0534 694 94 72 WhatsApp