İçindekiler
- Zorla Getirme Kararı Nedir ve Hukuki Temeli Nasıl Şekillenmiştir
- CMK 146 Kapsamında Zorla Getirme Kararının Yasal Çerçevesi
- CMK 146 ve Diğer Koruma Tedbirleriyle İlişkisi
- Zorla Getirme Kararını Kim Verir ve Yetki Dağılımı Nasıl İşler
- Mahkemeye Zorla Getirme Kararı Nasıl Uygulanır
- Zorla Getirme Kararının İnfazında Dikkat Edilecek Hususlar
- Tanık Zorla Getirme Kararı Nasıl Uygulanır
- Zorla Getirme Kararı GBT'de Çıkar Mı
- Zorla Getirme Kararına Rağmen Gelmeyen Sanık Hakkında Hukuki Süreç
- Zorla Getirme Kararına Rağmen Gelmeyen Sanığın Geçerli Mazeretleri
- Zorla Getirme Kararının Elektronik Tebligat ve Dijital Yargı Altyapısıyla İlişkisi
- Zorla Getirme ile Yakalama Emri Arasındaki Farklar
- Zorla Getirme Kararına İtiraz Yolları ve Hak Arama Mekanizmaları
- Örnek Olay İncelemesi
Mahkemeden bir tebligat aldınız, duruşma günü belirlendi ancak ne olacağını bilmediğiniz için endişelisiniz. Ya da belki bir yakınınız hakkında zorla getirme kararı çıktığını öğrendiniz ve sürecin nasıl işleyeceğini merak ediyorsunuz. Türk ceza yargılamasında zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık konusu, hem sanıklar hem tanıklar hem de mağdurlar açısından ciddi hukuki sonuçlar doğuran kritik bir meseledir. 2026 yılı itibarıyla yürürlükteki mevzuat, dijitalleşen yargı altyapısı ve Yargıtay'ın güncel içtihatları çerçevesinde bu konunun her boyutunu ele almak büyük önem taşımaktadır. Hukuki süreçlerde hak kaybı yaşamamak adına profesyonel destek almak her zaman en doğru adımdır.
Bu makalede zorla getirme kararı nedir sorusundan başlayarak, kararın kim tarafından verildiğine, uygulanma biçimine, GBT sistemindeki yansımalarına ve zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık hakkında başlatılacak hukuki süreçlere kadar tüm detayları 2026 yılı güncel verileri ışığında inceleyeceğiz.
Zorla Getirme Kararı Nedir ve Hukuki Temeli Nasıl Şekillenmiştir
Zorla getirme kararı nedir sorusu, ceza yargılaması sürecini takip eden herkesin ilk aklına gelen sorulardan biridir. En yalın tanımıyla zorla getirme kararı, usulüne uygun şekilde çağrılmasına rağmen yargı merci önüne gelmeyen kişinin kamu gücü kullanılarak mahkemeye veya savcılığa hazır edilmesini sağlayan bir koruma tedbiridir. Bu tedbir, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun çeşitli maddelerinde düzenlenmiş olup temel dayanağı CMK 146 hükmüdür.
Zorla getirme kararı nedir sorusunu yanıtlarken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bu kararın bir ceza veya tutuklama olmadığıdır. Zorla getirme kararı, kişinin sadece yargılama makamı önüne çıkarılması amacını taşır. Kişi mahkemeye getirilip ifadesi alındıktan veya duruşma tamamlandıktan sonra serbest bırakılır. CMK 146 hükmü bu durumu açıkça düzenlemekte ve zorla getirme ile tutuklama arasındaki farkı net biçimde ortaya koymaktadır.
2026 yılında zorla getirme kararı nedir tartışması, özellikle elektronik tebligat sisteminin yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Artık UETS (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) üzerinden yapılan tebligatların açılıp açılmadığına bakılmaksızın, tebliğ edilmiş sayılma kuralları geçerlidir. Bu nedenle zorla getirme kararı nedir sorusunun yanıtı, dijital çağın gerekliliklerine uygun olarak genişlemiş ve "e-tebligatı açmadım, haberim yoktu" savunması geçerliliğini yitirmiştir.
Zorla getirme kararının hukuki niteliği itibariyle bir koruma tedbiri olması, bazı anayasal güvencelerin de devreye girmesini zorunlu kılmaktadır. Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, zorla getirme uygulamasında da gözetilmek durumundadır. Zorla getirilen kişi, en geç 24 saat içinde ilgili yargı merci önüne çıkarılmalıdır. Bu sürenin aşılması hukuka aykırı bir özgürlük kısıtlaması anlamına gelecektir.
CMK 146 Kapsamında Zorla Getirme Kararının Yasal Çerçevesi
CMK 146, zorla getirme kararının temel yasal dayanağını oluşturan ve uygulamanın sınırlarını çizen kilit hükümdür. Bu madde, hem soruşturma hem de kovuşturma evresinde zorla getirme kararının hangi koşullarda ve hangi makamlar tarafından verilebileceğini düzenlemektedir. 2026 yılı itibarıyla CMK 146 hükmünde esasa ilişkin köklü bir değişiklik yapılmamış olmakla birlikte, uygulamaya yönelik yargı paketleri ile önemli içtihadi gelişmeler yaşanmıştır.
CMK 146/1 uyarınca, hakkında zorla getirme kararı verilecek kişiye öncelikle usulüne uygun bir çağrı yapılmış olmalıdır. Bu çağrıda kişiye, gelmediği takdirde zorla getirileceği açıkça ihtar edilmelidir. CMK 146 bu ihtarın tebligatta yer almasını zorunlu kılmış olup ihtarsız yapılan tebligata dayalı zorla getirme kararları hukuka aykırı kabul edilmektedir.
CMK 146/4 hükmü ise önemli bir istisna getirmektedir. Buna göre hakkında tutuklama kararı verilmesini gerektirecek koşullar bulunan şüpheli veya sanık için çağrı yapılmaksızın doğrudan zorla getirme kararı verilebilir. Bu istisna, kaçma şüphesi bulunan veya delil karartma riski taşıyan kişiler bakımından yargılamanın etkin yürütülmesini güvence altına almaktadır.
CMK 146 maddesi çerçevesinde zorla getirme kararının içeriğinde şu bilgilerin bulunması zorunludur:
- Kararı veren makamın adı ve dosya numarası
- Zorla getirilecek kişinin kimlik bilgileri
- Zorla getirme nedeninin açık ve anlaşılır biçimde belirtilmesi
- Kararın geçerlilik süresi
- Kişinin haklarına ilişkin bilgilendirme
CMK 146 kapsamında verilen zorla getirme kararı, bir defaya mahsus olmayıp gerektiğinde birden fazla kez tekrarlanabilir. Ancak uygulamada, ikinci veya üçüncü kez zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık hakkında genellikle yakalama emri aşamasına geçildiği görülmektedir. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak için web sitemizin iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.
CMK 146 ve Diğer Koruma Tedbirleriyle İlişkisi
CMK 146 hükmü, ceza yargılamasındaki diğer koruma tedbirleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Zorla getirme, tutuklama ve adli kontrolden farklı olarak kişi özgürlüğünü en az kısıtlayan tedbir olması nedeniyle ölçülülük ilkesi gereğince öncelikle uygulanması gereken bir araçtır. Yargıtay'ın 2025 ve 2026 tarihli kararlarında da bu husus vurgulanmış, doğrudan yakalama emri çıkarmak yerine önce CMK 146 kapsamında zorla getirme yoluna gidilmesi gerektiği belirtilmiştir.
CMK 146 uyarınca zorla getirme kararının infaz edilememesi durumunda ise CMK Madde 98 devreye girmektedir. Bu iki madde arasındaki hiyerarşik ilişki, zorla getirme kararının yakalama emrinin ön koşulu olarak değerlendirilmesini sağlamaktadır.
Zorla Getirme Kararını Kim Verir ve Yetki Dağılımı Nasıl İşler
Zorla getirme kararını kim verir sorusu, ceza yargılamasının hangi evresinde bulunulduğuna göre farklı yanıtlar almaktadır. Yetkili makamın doğru tespit edilmesi, kararın hukuki geçerliliği açısından son derece önemlidir. 2026 yılı uygulamalarında zorla getirme kararını kim verir sorusunun yanıtı şu şekilde şekillenmektedir.
Soruşturma evresinde zorla getirme kararını kim verir sorusunun cevabı iki farklı makamı kapsar. Birincisi Cumhuriyet Savcısıdır. Savcı, soruşturma kapsamında ifadesine başvurulacak şüpheli veya tanığın zorla getirilmesine bizzat karar verebilir. İkincisi ise Sulh Ceza Hakimidir. Özellikle CMK 146/4 kapsamında çağrısız zorla getirme kararı verilmesi gereken hallerde Sulh Ceza Hakiminin onayı aranmaktadır.
Kovuşturma evresinde zorla getirme kararını kim verir sorusunun yanıtı daha nettir. Duruşmayı yürüten mahkeme heyeti veya tek hakimli mahkemelerde hakim, zorla getirme kararını re'sen ya da Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine verebilir. Asliye Ceza Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi veya diğer ceza mahkemeleri bu yetkiye sahiptir.
Zorla getirme kararını kim verir konusunda 2026 yılında öne çıkan bir gelişme, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) uygulamasının yaygınlaşmasıdır. Mahkemeler, uzak mesafede bulunan sanık veya tanıklara önce SEGBİS yoluyla duruşmaya katılma imkanı sunmakta, bu imkanın da kullanılmaması halinde zorla getirme kararı vermektedir. Zorla getirme kararını kim verir tartışmasında SEGBİS alternatifinin sunulup sunulmadığı, kararın ölçülülüğü bakımından Yargıtay tarafından denetlenen bir kriter haline gelmiştir.
Zorla getirme kararını kim verir meselesinde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, kolluk kuvvetlerinin bu kararı verme yetkisinin bulunmamasıdır. Polis veya jandarma, kendi inisiyatifiyle zorla getirme kararı çıkaramaz. Kolluk kuvvetleri yalnızca yetkili yargı makamı tarafından verilen kararın infazını gerçekleştiren icra organı konumundadır.
Zorla getirme kararını kim verir konusunda yetki aşımı yapılması, kararın hukuka aykırılığına ve elde edilen delillerin kullanılamamasına yol açabilir. Bu nedenle zorla getirme kararını kim verir sorusu yalnızca teorik bir bilgi olmayıp pratik sonuçları itibariyle hayati önem taşımaktadır.
Mahkemeye Zorla Getirme Kararı Nasıl Uygulanır
Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır sorusu, kararın verilmesinden sonra fiili olarak ne yaşanacağını merak eden herkesin en çok araştırdığı konulardan biridir. Uygulamanın her aşamasında hem kişi haklarının korunması hem de yargılama sürecinin aksamadan yürütülmesi dengelenmek zorundadır.
Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır sürecinin ilk adımı, kararın UYAP sistemi üzerinden ilgili kolluk birimine iletilmesidir. 2026 yılında bu aktarım tamamen dijital ortamda gerçekleşmekte olup fiziksel müzekkere gönderimi büyük ölçüde tarihe karışmıştır. Kararı alan Emniyet Müdürlüğü veya Jandarma Komutanlığı, kişinin bilinen en son adresine ekip görevlendirir.
Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır sürecinin ikinci aşaması, kolluk görevlilerinin kişiyi bulmasıdır. Görevliler kişinin kapısına giderek zorla getirme kararını tebliğ eder. Kişi evde ise:
- Kararın bir sureti kendisine elden verilir
- Kişiye hakları hatırlatılır
- Kişi gönüllü olarak gelmeyi kabul ederse, zor kullanılmadan mahkemeye götürülür
- Kişi direnç gösterirse, orantılı zor kullanma yetkisi devreye girer
Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır konusunda en sık karşılaşılan durum, kişinin adresinde bulunamamasıdır. Bu halde kolluk, komşulardan veya çevreden bilgi toplar. Kişinin işyeri adresi veya diğer bilinen adresleri de kontrol edilir. Adresinde bulunamayan kişi hakkında tutanak düzenlenerek mahkemeye bilgi verilir.
Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır sorusunun bir diğer boyutu, kişinin farklı bir şehirde olması halidir. Bu durumda istinabe yoluyla kişinin bulunduğu yerdeki kolluk birimine talimat yazılır. UYAP entegrasyonu sayesinde bu süreç 2026 yılında oldukça hızlanmış durumdadır.
Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır meselesinde kritik bir husus da zaman sınırlamasıdır. Zorla getirilen kişi, yakalandığı andan itibaren en geç 24 saat içinde yetkili yargı merci önüne çıkarılmak zorundadır. Bu süre, mesafe ve ulaşım koşulları gözetilerek değerlendirilmekle birlikte kesinlikle aşılamaz. Süre aşımı halinde kişi derhal serbest bırakılmalıdır.
Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır konusunda mesai saatleri dışında yakalanan kişilerin durumu da ayrıca değerlendirilmelidir. Gece vakti yakalanan kişi, nezarethanede tutularak ertesi sabah ilk iş olarak mahkemeye sevk edilir. Bu bekleme süresi, 24 saatlik azami sürenin içinde kalmalıdır. Hukuki süreçlerinizle ilgili detaylı bilgi almak için iletişim sayfamıza göz atabilirsiniz.
Zorla Getirme Kararının İnfazında Dikkat Edilecek Hususlar
Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır sürecinde kolluk kuvvetlerinin uyması gereken bazı temel ilkeler bulunmaktadır:
- Orantılılık ilkesi: Kullanılan güç, kişinin direnciyle orantılı olmalıdır
- İnsan onuruna saygı: Kişi toplum içinde aşağılanmamalı, kelepçe kullanımı zorunlu olmadıkça tercih edilmemelidir
- Bilgilendirme yükümlülüğü: Kişiye hangi mahkemenin kararıyla ve hangi sebeple zorla getirildiği açıkça bildirilmelidir
- Belgeleme: Tüm sürecin tutanakla kayıt altına alınması şarttır
Tanık Zorla Getirme Kararı Nasıl Uygulanır
Tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır meselesi, sanıkların zorla getirilmesinden bazı önemli farklarla ayrılmaktadır. Tanıklık, Türk hukuk sisteminde bir vatandaşlık yükümlülüğü olarak kabul edilmekte ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi ciddi yaptırımlarla karşılanmaktadır. CMK Madde 43 ve devamı hükümleri, tanıkların zorla getirilmesine ilişkin özel düzenlemeler içermektedir.
Tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır sorusunun yanıtında ilk adım, sanıkta olduğu gibi usulüne uygun tebligattır. Tanığa gönderilen davetiyede duruşma günü, saati, yeri ve gelmemesi halinde zorla getirileceği ihtarı açıkça yazılmalıdır. Tanık bu çağrıya geçerli bir mazeret sunmadan icabet etmezse, tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır süreci başlamış olur.
Tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır konusunda sanıktan farklı olarak, tanık hakkında disiplin para cezası da uygulanabilmektedir. 2026 yılı yeniden değerleme oranlarına göre bu ceza 2.500 TL ile 10.000 TL arasında değişmektedir. Ayrıca zorla getirme nedeniyle oluşan tüm masraflar da tanıktan tahsil edilir. Bu masraflar; kolluk araç yakıtı, personel mesaisi ve diğer lojistik giderleri kapsamaktadır.
Tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır sürecinde fiili uygulama, sanığın zorla getirilmesiyle büyük ölçüde benzerlik gösterir. Kolluk kuvvetleri tanığın adresine gider, kararı tebliğ eder ve tanığı mahkemeye götürür. Ancak tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır meselesinde önemli bir fark, tanığın ifadesi alındıktan sonra derhal serbest bırakılmasıdır. Tanık, sanıktan farklı olarak duruşmanın sonuna kadar bekletilmez.
Tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır konusunda 2026 yılına özgü bir gelişme de SEGBİS uygulamasının tanıklar için de yaygınlaşmasıdır. Özellikle farklı şehirde ikamet eden tanıklara öncelikle SEGBİS aracılığıyla ifade verme imkanı sunulmaktadır. Bu imkanı da kullanmayan tanık hakkında zorla getirme kararı verilmesi, Yargıtay tarafından ölçülü bulunmaktadır.
Tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır sorusunun bir diğer boyutu, tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişilerdir. CMK Madde 45 ve 46 kapsamında tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan kişiler, bu haklarını kullanmak için dahi mahkemeye gelmek zorundadır. Çekinme hakkını mahkeme huzurunda beyan etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle çekinme hakkı olan tanıklar için de tanık zorla getirme kararı nasıl uygulanır süreci aynen işletilir.
Zorla Getirme Kararı GBT'de Çıkar Mı
Zorla getirme kararı GBT'de çıkar mı sorusu, hakkında bu karar verilen kişilerin günlük hayatında ne gibi etkilerle karşılaşacağını belirlediği için büyük merak konusudur. GBT yani Genel Bilgi Toplama sistemi, kolluk kuvvetlerinin kimlik sorgulamalarında kullandığı temel veritabanıdır ve yol kontrolleri, havalimanı güvenlik noktaları ve rutin kontrollerde aktif olarak kullanılmaktadır.
Zorla getirme kararı GBT'de çıkar mı sorusunun 2026 yılı itibarıyla net cevabı evettir. UYAP ve POLNET sistemleri arasındaki entegrasyon sayesinde zorla getirme kararları anlık olarak GBT sistemine yansımaktadır. Ancak bu kayıt, yakalama emri veya tutuklama kararından farklı bir şerhle görünür. Zorla getirme kararı GBT'de çıkar mı araştırmasında bilinmesi gereken önemli bir detay, sistemde bu kaydın "İhzar/Zorla Getirme" ibaresiyle yer aldığıdır.
Zorla getirme kararı GBT'de çıkar mı konusunda pratik sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:
- Yol kontrolünde: GBT sorgulamasında zorla getirme kararı çıkan kişi, o an serbest bırakılmaz ve kararı veren makama götürülmek üzere muhafaza altına alınır
- Havalimanında: Yurt dışı çıkış yasağı bulunmasa dahi, zorla getirme kararı aktif olan kişi pasaport kontrolünde tespit edilebilir
- Rutin kontrolde: Nüfus cüzdanı veya ehliyet kontrolü sırasında dahi bu kayıt görülebilir
Zorla getirme kararı GBT'de çıkar mı meselesinde bir diğer önemli soru, kaydın ne zaman silineceğidir. Zorla getirme kararı infaz edildikten yani kişi mahkemeye getirildikten sonra, ilgili mahkeme kararı kaldırır ve bu bilgi sistem üzerinden düşer. Ancak bu güncelleme bazen birkaç saat sürebilir. Kararın infaz edilmesine rağmen GBT kaydının düşmemesi halinde, kişi veya avukatı mahkemeden durumun güncellenmesini talep edebilir.
Zorla getirme kararı GBT'de çıkar mı konusunda 2026 yılındaki dijital altyapı iyileştirmeleriyle birlikte, POLNET-UYAP senkronizasyonu neredeyse anlık hale gelmiştir. Bu sayede zorla getirme kararı GBT'de çıkar mı sorusu artık yalnızca "evet" yanıtıyla karşılanmamakta, aynı zamanda kaydın gerçek zamanlı güncellenebilirliği de sağlanmış olmaktadır.
Zorla Getirme Kararına Rağmen Gelmeyen Sanık Hakkında Hukuki Süreç
Zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık konusu, ceza yargılamasının en kritik aşamalarından birini oluşturur. Mahkeme kararına rağmen hazır bulunmayan sanık, yargılama sürecini doğrudan olumsuz etkiler ve kendi aleyhine ciddi hukuki sonuçların doğmasına yol açar. Zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık hakkında uygulanacak işlemler, kademeli bir yapı izlemektedir.
Birinci aşamada, zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık için kolluk kuvvetleri tarafından "bulunamadı" tutanağı düzenlenir. Bu tutanak, sanığın adresinde aranıp bulunamaması veya kasten gelmekten kaçındığının tespiti halinde tanzim edilir. Tutanak mahkemeye sunulur ve dosyaya konur.
İkinci aşamada, zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık için mahkeme genellikle ikinci bir zorla getirme kararı verir. Bu kez farklı saatlerde veya farklı adreslerde arama yapılması yönünde kolluk kuvvetlerine talimat verilir. Bazı durumlarda sanığın iş adresi veya yakınlarının adresleri de kontrol edilir.
Üçüncü ve en kritik aşamada, zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık hakkında CMK Madde 98 uyarınca yakalama emri çıkarılır. Yakalama emri, zorla getirmeden çok daha ağır bir tedbirdir. Yakalama emri ile aranan kişi, görüldüğü yerde derhal yakalanarak en yakın adliyeye veya cezaevine sevk edilir. Bu durum, zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık açısından tutuklanma riskini de beraberinde getirir.
Zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık hakkında uygulanabilecek diğer tedbirler şunlardır:
- Adli kontrol tedbirleri: Yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü gibi tedbirler uygulanabilir
- Tutuklama: Kaçma şüphesinin somut olgularla desteklenmesi halinde tutuklama kararı verilebilir
- Gıyabi tutuklama: Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda, sanığın yokluğunda tutuklama kararı çıkarılabilir
- Kaçak sanık işlemi: CMK Madde 247-248 uyarınca kaçak ilan edilen sanığın mallarına el konulabilir ve kayyım atanabilir
Zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık, duruşmaya katılmayarak kendini savunma hakkından da fiilen vazgeçmiş olmaktadır. Mahkeme, sanığın daha önce alınmış ifadeleri ve dosyadaki diğer delillerle yargılamayı sürdürebilir. Bu durum genellikle sanık aleyhine sonuçlanmaktadır.
Zorla Getirme Kararına Rağmen Gelmeyen Sanığın Geçerli Mazeretleri
Zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık her zaman kötü niyetli olmayabilir. Geçerli sayılan mazeretler arasında şunlar yer almaktadır:
- Ağır hastalık: Hastane raporu ile belgelenmesi şarttır
- Doğal afet: Deprem, sel gibi mücbir sebepler
- Ulaşım imkansızlığı: Yol kapanması, olağanüstü hava koşulları
- Gözaltında veya cezaevinde bulunma: Başka bir soruşturma kapsamında tutuklu olma
Bu mazeretlerin mahkeme tarafından kabul edilebilmesi için yazılı belge ile desteklenmesi ve mümkün olan en kısa sürede mahkemeye bildirilmesi gerekmektedir. Mazeret bildirimi yapılmadan zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık, hakkındaki yaptırımlardan kurtulamayacaktır.
Zorla Getirme Kararının Elektronik Tebligat ve Dijital Yargı Altyapısıyla İlişkisi
2026 yılı itibarıyla Türk yargı sistemindeki dijitalleşme, zorla getirme kararı süreçlerini doğrudan etkilemektedir. UETS (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) üzerinden yapılan çağrılar, muhatap tarafından açılıp açılmadığına bakılmaksızın tebliğ edilmiş sayılmaktadır. Bu durum, zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık açısından "tebligatı almadım" savunmasını büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır.
UYAP sistemi üzerinden verilen zorla getirme kararları, kolluk birimlerine anlık olarak iletilmektedir. Bu dijital entegrasyon sayesinde:
- Kararın verilmesi ile infazı arasındaki süre minimum düzeye inmiştir
- Kağıt müzekkere kaynaklı gecikmeler ortadan kalkmıştır
- Kararın infaz durumu mahkeme tarafından anlık takip edilebilmektedir
- CMK 146 kapsamındaki zorla getirme kararları, POLNET ve GBT ile eş zamanlı senkronize edilmektedir
SEGBİS uygulaması da zorla getirme süreciyle doğrudan ilişkilidir. Mahkemeler, özellikle farklı şehirlerde bulunan sanık veya tanıklara SEGBİS yoluyla duruşmaya katılma olanağı sunmaktadır. Bu olanağın kullanılmaması, zorla getirme kararının ölçülülüğünü güçlendiren bir faktör olarak değerlendirilmektedir.
Hukuki süreçlerinizde güncel mevzuat ve uygulamalar hakkında bilgi almak için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Zorla Getirme ile Yakalama Emri Arasındaki Farklar
Uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılan zorla getirme kararı ve yakalama emri, hukuki nitelikleri ve sonuçları bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Her iki tedbir de kişinin yargı merci önüne getirilmesini amaçlamakla birlikte, uygulama koşulları ve ağırlıkları farklıdır.
Zorla getirme kararı bakımından:
- CMK 146 kapsamında düzenlenir
- Kişi mahkemeye getirildikten sonra serbest bırakılır
- Tutuklama sonucu doğurmaz
- Çağrıya uyulmaması ön koşuldur (istisnası CMK 146/4)
- GBT'de "İhzar" şerhiyle görünür
Yakalama emri bakımından:
- CMK 98 kapsamında düzenlenir
- Kişi yakalandığında tutuklanma riski taşır
- Zorla getirme kararının yetersiz kalması halinde verilir
- GBT'de "Yakalama" şerhiyle görünür
- Daha ağır bir tedbir olması nedeniyle son çare olarak uygulanır
Bu iki tedbir arasındaki ayrımın bilinmesi, zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık hakkında hangi aşamada ne tür işlemler yapılacağının anlaşılması bakımından büyük önem taşır.
Zorla Getirme Kararına İtiraz Yolları ve Hak Arama Mekanizmaları
Hakkında zorla getirme kararı verilen kişi, bu karara karşı çeşitli hukuki yollara başvurabilir. CMK 146 kapsamındaki kararlara itiraz, kararı veren makama göre farklılık gösterir:
- Sulh Ceza Hakiminin verdiği karara karşı bir sonraki numaralı Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilebilir
- Asliye Ceza Mahkemesinin kararına karşı yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesine itiraz mümkündür
- Ağır Ceza Mahkemesinin kararına karşı bir sonraki numaralı Ağır Ceza Mahkemesine başvurulabilir
İtiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gündür. İtirazda bulunulması, kararın infazını durdurmaz. Ancak itiraz mercii kararı hukuka aykırı bulursa kaldırabilir. Ayrıca zorla getirme kararının hukuka aykırı uygulanması halinde kişi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 5 kapsamında tazminat davası açma hakkına da sahiptir.
Örnek Olay İncelemesi
Sanık A.K., bir hırsızlık suçlamasıyla yargılandığı Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya usulüne uygun tebligata rağmen katılmamıştır. Mahkeme, CMK 146 uyarınca zorla getirme kararı vermiştir. Kolluk kuvvetleri A.K.'nın bilinen adresine gitmiş ancak evde kimseyi bulamamıştır. İkinci zorla getirme kararı üzerine yapılan aramada da A.K. bulunamamıştır.
Bunun üzerine mahkeme, zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık hakkında CMK Madde 98 uyarınca yakalama emri çıkarmıştır. A.K., bir hafta sonra rutin yol kontrolünde GBT sorgulamasına takılmış ve yakalanmıştır. Mahkemeye sevk edilen A.K. hakkında kaçma şüphesi nedeniyle tutuklama kararı verilmiştir.
Bu örnek, zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanığın karşılaşabileceği ağır sonuçları somut biçimde göstermektedir. Eğer A.K. ilk zorla getirme kararına uyarak mahkemeye gelseydi, tutuklama gibi ağır bir tedbirle karşılaşma ihtimali son derece düşük olacaktı.
Zorla getirme kararı ve buna bağlı hukuki süreçler, 2026 yılı itibarıyla dijitalleşen yargı altyapısıyla birlikte daha etkin biçimde uygulanmaktadır. CMK 146 kapsamında verilen bu kararlar, kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen koruma tedbirleri olması nedeniyle titizlikle ele alınmalıdır. Zorla getirme kararına rağmen gelmeyen sanık, yakalama emri ve tutuklama gibi çok daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalma riskini üstlenmektedir. Mahkemeye zorla getirme kararı nasıl uygulanır, zorla getirme kararını kim verir ve zorla getirme kararı GBT'de çıkar mı gibi sorular, bu süreçte en sık merak edilen konulardır. Tüm bu süreçlerde haklarınızı korumak ve hak kaybı yaşamamak adına konusunda deneyimli bir hukuk profesyonelinden destek almanız büyük önem taşımaktadır. Detaylı bilgi ve hukuki danışmanlık için web sitemizdeki iletişim sayfasından bize ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Zorla Getirme Kararı Nedir
Tanık Zorla Getirme Kararı Nasıl Uygulanır
Zorla Getirme Kararını Kim Verir
Zorla Getirme Kararı GBT'de Çıkar Mı
Zorla Getirme Kararına İtiraz Edilebilir Mi
Yazar: Av. Burhan Kaan Bay
Hukuki haklarınızı korumak için zaman kaybetmeden uzman bir görüş alın. Şişli Mecidiyeköy’ün merkezinde, Mecidiyeköy Metro ve Metrobüs duraklarına sadece 10 Dakikalık yürüme mesafesinde olan büromuzda, Ceza Hukuku alanında profesyonel danışmanlık sağlıyoruz. Şişli Mecidiyeköy Ceza Hukuku avukatı arayışınızda, Randevu ve detaylı bilgi için iletişim sayfamızı ziyaret edebilir veya hemen bizi arayabilirsiniz.
